29 Mayıs 2012 Salı

Belözoğlu & Topal


Emre sonunda A.Madrid'e 2 yıllık imzayı attı. Sevindim...

Yerine "Galatasaray Hamit'e imzalattı" haberini alsam bu kadar sevinirmiydim bilmem.

Rakibin önemli bir oyuncusunu kaybetmesi filan hikaye sevindim, çünkü ayaklarımı uzatmış keyifle maç izlerken, kıpkırmızı suratıyla ağzından tükürükler saçan bir herifin birilerine (rakip/hakem/takım arkadaşı/taraftar vs.) el kol hareketi yaparak böğürmesini izlemeyi sevmiyorum.

Saha dışında aynı kişiyle herhangi bir nedenle takışmış olsa ve aynı hareketleri yapsa büyük fiziki problem yaşayacak birinin sırf sinir hastası olduğu için ve futbol kuralları adam dövmeye izin vermediği için karşısındakine böyle dayılanabilmesi beni geriyor... 

Takımını 10 kişi bırakacak kadar şuursuzlaşmayı asla affetmesem de, misal Zokora'nın gidip tekmeyi basması daha düz geliyor bana.

Neyse konuyu dağıtmayalım.

Emre'nin gidişi ile eş zamanlı olarak Mehmet Topal'ın gelişi var. Takımdaki eski Galatasaray'lı boşluğunu doldurabilir ama karakter ve futbolcu yeterliliği olarak Emre'nin yerini doldurması zor.

M. Topal müthiş bir iş ahlakı olan disiplinli ve "iyi" bir insan. Yani bu açıdan Emre ile taban tabana zıt bir tip.

Futbolculuklarını kıyaslama kısmı ise biraz daha karışık.

Emre, çift yönlü orta saha kavramı için Türkiye'de milat olan bir adamdı. Avrupa macerasında kronik sakatlık problemleri yaşayıp müzmin yedek olarak, değerinden kaybederek döndüğü Fenerbahçe'ye özellikle son 2 sene çok büyük yarar sağladı.

  • Eğer plan mevcut (Alex'li) düzende Emre'nin yerini Mehmet Topal ile doldurmaksa, yani  aşağıdaki gibi 4-2-3-1 'in gerideki ikilisinden biri Mehmet olacaksa, seneye topu hücuma taşımakta ciddi problem yaşanacaktır.
 Sow
Stoch-Alex-Topuz
   Topal-Cristian

  • Fakat Aykut hocanın aklında, her zaman hayalini kurduğu (Alex'siz) 4-3-3 'ün derininde Mehmet'i kullanmak varsa, Mehmet Topal tek ön libero için ideal bir isim.
   Sow 
Stoch                      Dia
  Cristian-Topuz
           Topal         
         

Özet olarak;  Mehmet, Emre'den daha iyi futbolcu demek futbolu bilmemektir, Melo ile kıyaslamak falan ise ayıptır. Atıyorum Lorik Cana ile veya Selçuk Şahin ile kıyaslanabilir mesela ve ikisinden de 1 gömlek iyidir.  

İşin mali boyutuna gelirsek. Galatasaray 5m€ gibi bir paraya satmıştı ki bence tarihin en başarılı transfer hamlelerindendir. O sezon Servet'i de Marsilya'ya 5'e kakalayabilselerdi Adnan Polat halen başkandı o derece. Şimdi konuşulan meblağ ise 7m€. Tek ön liberolu sistem için iyi bir oyuncu mu evet. Türk mü evet. Karakterli mi evet. 26 yaşında yani yaş olarak uygun mu evet. Fakat benim ölçeğimde bu evetlerin toplamı maksimum 3.5 m€ ediyor.

Mehmet top kapar ama top süremez, az pas hatası yapar çünkü genelde yana oynar, yarı sahasını pek geçmez, toplara sert vurur ama rakip kale kendi yarı sahasında olmadığı için maç başına ortalama bir şut denemesi yapar. GS'da 100 maçta 2 gol, Valencia'da da 50 maçta 1 golünü hatırlıyorum uzaktan şutla.

Fernandes'i 2'ye bırakan Valencia, Topal'dan 7 almayı başarabilirse fıkradan farksız olacak.

20 Mayıs 2012 Pazar

18 Mayıs 2012 Cuma

ALTIN ONBİR - STSL 2011/12


İlk yarının altın onbiri yazısı burada. O kadroyu 4-4-2 kurmuştum. Sezon sonunda ise altın kadroya girmeyi hak edecek birer sol bek ve sağ açık bulmakta zorlandım. Bu yüzden sezonun en iyi onbirini 3-5-2 olarak kuruyorum.   

1-Muslera: Normal sezonun açık ara en başarılı kalecisiydi, süper finalde ise Volkan o kadar iyi maçlar çıkardı ki şampiyonluk maçından önce kaleye yazacağım isim için kafam çok da net değildi. Fakat son maç Muslera yaptığı kritik kurtarışlarla, özellikle de yarım metreden çıkardığı Semih'in topuyla bence şampiyonluğu getiren adam oldu ve sezonun en iyi kalecisi ünvanı için aklımda soru işareti bırakmadı. 

2-Egemen Korkmaz: Bence 4-5 yıldır ligin en iyi stoperi. Bursaspor günlerinden beri büyük hayranı olduğum için objektif davranamıyor olabilirim belki ama en azından son 2 yıldır herkes bu konuda hem fikir oldu.

3-Diego Angelo: Bu sene Diego, sadece attığı sürpriz gollerle değil, topu oyuna sokuştaki ustalığı ve hava toplarındaki müthiş hakimiyetiyle gerçekten müthiş bir sezon geçirdi. 1.92 'lik boyuna rağmen çok ağır bir futbolcu da değil.  26 yaşında ve dört büyüklere uzanmak için en fazla bir seneye daha ihtiyacı var. Anadolu takımlarından uzun zamandır çok beğendiğim tek yabancı stoper Gaziantepspor'dan Dany idi. Bu sene Diego ve MİY'den Boum'un performansları oldukça dikkat çekiciydi.

4-Yobo: Burada ilk yarıda Ujfalusi'nin adı yazıyordu. Maalesef Ujfa 2. yarının sonlarına doğru düşüşe geçti ve özellikle süper kupanın son 2 maçında dip yaptı. Yine de partner olarak ikisi de pek güven vermeyen (Semih\G.Zan ve Serdar Kesimal\Bekir) oyuncularla birlikte oynamak durumunda kalmalarına rağmen genel olarak birbirine yakın ve başarılı sezon geçirdiler diyebiliriz.

5-Eboue: Açıkçası ilk yarı gösterdiği insanlık dışı peformanstan sonra ondan çok daha fazlasını bekler hale gelmiştim. Fakat Afrika kupası dönüşü kendisini biraz rölantiye aldı.  Bazı maçlarda kendine aşırı güveni basit top kayıpları yapmasına neden oluyor. Yine de süper finaldeki ilk Trabzon maçında yaptıkları, maçı tek başına domine edebilmesi bizlere "sağ bekten beklenenler" 'i  tekrar tekrar sorgulattı. Kadroyu 3-5-2 kurmama ve Eboue'nin asli yeri geri dörtlünün sağı olmasına rağmen formayı verirken hiç tereddüt etmedim. Potansiyel olarak tek rakibi olan Gökhan Gönül bu sene Eboue ile kıyaslanmayacak kadar kötüydü.

6-Melo: Galatasaray'lıların yıllardır hayalini kurduğu canavar orta saha! Vee kazma da değil :) Riera olayı yaşanmasa sanırım şu an bonservisi alınsın diye kampanyalar falan düzenliyordum. O gün çok ağır bir yazı yazmıştım ama ben kendisini affetim. Maliyeti yüzünden seneye birlikte olamama ihtimalimiz yüksek. Eğer öyle olursa da ben Melo'yu şampiyonluk kutlamalarındaki "nossa nossa" eşliğinde hatırlayacağım.

7-Selçuk İnan: İlk yarıda burada Cristian vardı. O yazının en ağır eleştirilerini bu seçimim nedeniyle almıştım. Halen o tercihimin arkasındayım, eleştiren arkadaşların Cristian'ın önceki yıllardaki futboluna takılı kaldığını sanıyorum. Cristian bu sene gerçekten çok iyi bir sezon geçirdi ve 2. yarıda da iyi futboluna ve gollerine devam etti. Selçuk bu derece çıldırmasa burada yine Cristian yazılı olacaktı. Selçuk ise bu sene takımına gerçek bir liderlik yaptı. Takımı şampiyonluk yoluna o soktu. Özellikle ligin ikinci yarısında ve süper finalde muhteşemdi ve bence Burak'tan sonra ligin en değerli 2. oyuncusuydu.

8-Stoch: İlk yarı burada Amrabat vardı ama 2.yarı kadro dışı kalması, Afrika kupası derken neredeyse hiçbir şey oynamadan sezonu kapattı. Stoch ise geldiği günden beri beklenen patlamayı bu sezonun ortalarına doğru yaptı ve pek çok maçta Twente günlerinden esintiler sundu. Tek başına Fenerbahçe'ye çok önemli puanlar kazandırdı. Alex'e bu konuda yardım edebilecek bir oyuncuya FB'nin gerçekten çok ihtiyacı vardı. Aykut hoca Caner dengesizi yüzünden ona verdiği süreyi kısmazsa, Stoch'un seneye daha da iyi oynayacağına inanıyorum.

9-Burak Yılmaz: Bu sezonu da 33 golle tamamladı. Hala beğenmeyenler, tüm takım onun üzerine oynuyor diyenler bir çay koyup içsinler geçer. Bugünlerde adı Galatasaray ile anılıyor. Açıkçası Selçuk faktörünü ve Elmander'in partneri olacağını da düşünürsek seneye 66 golle de bitirebilir :P

10-Batalla: Tam olarak bilmemekle birlikte gol+asist olarak Selçuk İnan'a çok yakın sayıları bulduğunu düşünüyorum. Pinto ile muhteşem bir ikili oldular. Ertuğrul hoca ilk yarı bu adamdan alıp Insua'ya verdiği her dakika için pişman olmalı. 

11-Elmander: Süper final performansı benim adıma büyük hayal kırıklığıydı fakat mücaleciliği ile sadece Galatasaray'lılar değil, ükemizdeki tüm futbolseverler üzerinde o kadar büyük bir etki yarattı ki bu senenin altın 11'inde Elmander olmadan olmazdı.

Yorumlarınızı ve sizin adaylarınızı bekliyorum. Sezonun bana göre gümüş ve bronz onbirlerini de bir sonraki postta yazacağım...

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Dünya satranç şampiyonluğu maçı devam ediyor

Mevcut dünya satranç şampiyonu Hintli Viswanathan Anand ile adaylar turnuvasını kazanarak ona rakip olmaya hak kazanan İsrailli Boris Gelfand arasında toplam 12 oyun üzerinden oynanacak olan dünya satranç şampiyonası geçtiğimiz cuma günü başladı.

Şu ana kadar üç oyun oynandı ve üçü de beraberlikle sonuçlandı.

Satrançseverlerin heyecanla beklediği ve toplam ödülün 2.55 milyon $ olduğu karşılaşmanın galibi 1.5 milyon $ , mağlubu ise 1 milyon $ para ödülü kazanacak.

Bu heyecanı yakından takip edebilmek ve oyunları canlı izleyebilmek için Dünya Satranç Şampiyonluğu Maçı sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Benim fikrim mi? 

Belarus asıllı İsrailli Gelfand'ın adı, aslında şimdiye dek pek de dünya satranç zirvesindeki beşliyle (Anand-Kramnik-Topalov-Carlsen-Aronian) anılmamıştı. Fakat son yıllarda beklenmedik bir şekilde oyununu çok ilerletti ve bu seviyede iddialı bir oyuncu haline geldi. Özellikle aşırı sağlam stiliyle ve çok zor oyun kaybetmesinin verdiği avantajla gerçekten tehlikeli bir ikili maç oyuncusu. Fakat Hintli Anand ise bence Kasparov sonrası sürecin en iyi oyuncusu. Zor da olsa kazanarak ünvanını koruyacağını tahmin ediyorum.

14 Mayıs 2012 Pazartesi

ELMANDER


Bütün sezon boyunca yaptığı gibi son maçta da canını dişine taktı, sonuna kadar takımı için savaştı, hatta çatlak tarak kemiği ile oyuna devam etmeye çalıştığını gördük.

Bu adam 31 yaşında ve 1 ay sonra başlayacak Avrupa şampiyonası belki de son büyük milli turnuvası olacaktı. Takımı için topa atlarken belki de bu son şansı kaçırdı. 2 sene önce aynı durumda Elano'yu hatırlıyorum da dünya kupası var diye son haftalarda sahada adeta yakan top oynuyordu.

Helal olsun sana Elmander. Umarım maçlara yetişirsin, ben şahsen bu turnuvada İsveç'i destekleyeceğim.

13 Mayıs 2012 Pazar

Kadıköy Hatırası

Kupa kazananına Kadıköy'de verilecek kararını aldıktan sonra, deplasman takımı kazanınca  töreni soyunma odasında geçiştirmeye kalkan zihniyetin gözlerinden öpüyorum.

Rakibin bir yıllık emeğinin karşılığını alacağı an sen stadın ışıklarını kaparsan, haklarını almak için bekleyen futbolcular da zamanlarını böyle değerlendirir. Soyunma odasında hatıra.


Melo'dan Topuz'a sevgilerle...


Eee o kupa Kadıköy'de kalkacak dedik dedik inanmadın bak ne oldu şimdi?


12 Mayıs 2012 Cumartesi

ŞAMPİYON GALATASARAY !


Daha bitmedi dedik. İyi olan kazanacak dedik !

Futbolun adaleti "uzun vadede" vardır dedik.

Hepinizin ayağına sağlık.  Hepinizden Allah razı olsun...

Beko Basketbol Oyunu'nu Oynamayan Kalmasın! Oyun Çok Keyifli, Süper Ödüllü…

Türkiye’de ve dünyada basketbolun sponsoru Beko, Beko Basketbol sitesinde yeni bir uygulama yayınlamaya başlamış. Merakla, http://basketball.beko.com/ linkini kullanarak girdiğim Beko Basketbol Oyunu tam da Beko marka kimliğini yansıtan dinamik, eğlenceli bir uygulama olmuş. Oyunu oynarken hem çok keyifli bir basketbol deneyimi yaşıyor, hem de her dönem çekilişle Beko 117 Ekran Smart LED TV kazanma fırsatı yakalıyorsunuz.

Uygulamada ilk dikkat çeken nokta, oyuna girişte kolaylık sağlanmış olması. İlk olarak karşınıza, oyunu oynamak isteyen herkesin düşünüldüğü iki farklı giriş seçeneği çıkıyor. Oyunu oynayan herkesin yeni bir çekiliş hakkı kazandığı uygulamada, büyük ödülü kazanan kişiye ödülü ulaştırabilmeleri için bilgi formunu eksiksiz doldurmak gerekiyor. Sonra oyun başlasın! Çok eğlenceli bu oyunu oynamak için tek yapmanız gereken mouse’un sol tuşuna basarak topu tutmak, yönlendirmek, topun hızını ayarlamak ve atışı yapmak için tuşu bırakmak. Verilen sürede en az iki basket atmak sizi bir sonraki bölüme taşıyor. Emin olun, bölümler bitmesin oyun hep devam etsin istiyorsunuz.

Her gün oynayarak 1 yeni çekiliş hakkı daha kazanılan uygulamada, arkadaşlarını davet eden çekiliş hakkını arttırıyor. Son olarak, “Çok keyifli, süper ödüllü bu oyunu oynamaya değer!” diyorum.


Bir bumads advertorial içeriğidir.

4 Mayıs 2012 Cuma

Rakibin iyi oynamasından şikayet eden teknik direktör !?



Bu toplara girmeyeyim diyorum... Ben izlediğim maçları kafama göre yorumlayayım, futbolcuları kendimce tekniktir güçtür karşılaştırayım, hoşlandığım şeyleri yapayım sinema yazayım satranç yazayım istiyorum. Şike konusunda bile tek kelime yazmadım kendimi tutuyorum ama futbolculuğu zamanında çok, hocalığı zamanında daha az da olsa "sevdiğim" bir adamın bu derece çirkinleştiğini görmek beni çok sinirlendiriyor!

15-20 yıldır Türkiye ligini sıkı takip ediyorum her sene bu ligden 100 civarı maç izliyorum ilk kez maçtan sonra rakibin iyi oynamasından yakınan bir hoca gördüm. 

Bu kafa öyle bir kafa ki Aykut Kocaman geçen h.sonu maçlardan sonra "BJK bize karşı çok kastırdı, GS ise Trabzon'u rahat yendi neden böyle oldu bu işte bir ip..elik var" diye açıklama yapabildi! Çünkü FB'li kafası artık sadece oraya çalışıyor akıl fikir hep orda.

Peki sonra ne oldu, 3-4 gün geçti o aslında adını bile ağzına desturla alması gereken Şenol hocanın takımı GS'dan puanı koparıp kapağı taktı, bugün de BJK, satranççı tabiriyle "dümdüz girdi."  Oldu mu sana kapaklar iki... 

Aykut başgan da az önce izliyorum "rakibi tebrik ediyorum çok pis güzel oynadı, geçen hafta unuttum söylemeyi ama geçen hafta da iyi oynamıştı, ben zaten öyle demek istemedim rararörörö" diyor...

Muhabir "Fatih Terim sizin için şöyle böyle dedi akıllı olacakmışınız" diyor, geçen hafta kaplan kesilen Aykut başgan bu kez "evet Fatih hoca haklı düşündüm de evet evet haklı" diyebiliyor ancak. Muhabir "Şenol hoca dedi ki efendi olacakmışınız haftaya Trabzon'da alırız aklınızı dedi" diyor. Aykut başgan "onu zaten anlayamadım kem küm öh möh" diyor. Kazanınca kuduran yenilince akıllanan zihniyeti öpüyorum.  

O kafaya benim son sözüm şudur:

Aykut hoca, Fenerbahçe'nin olası bir Avrupa cezasında yerlerine Trabzonspor'un şampiyonlar ligine katılamaması için Beşiktaş'a yatmıştır..

Öyle göze böyle Barack.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...