19 Mayıs 2013 Pazar

FARKLI ŞAMPİYON !


Sezon başında, kadrolar üzerinden kabaca baktığımızda hem Galatasaray hem de Fenerbahçe'nin 3. olacak olan takıma en az 10 puan fark yapacağını düşünmüştüm ama Fenerbahçe Avrupa macerasından çok daha fazla etkilendi ve bence hocasının da büyük yanlışlarıyla ligde, kadrosunun hakettiğinden çok daha az puan topladı. Galatasaray da zirvede tek başına son yılların en rahat şampiyonluğuna ulaşmış oldu.

Bu yazımda her oyuncu için tek tek kısa birer sezon değerlendirmesi yapmak istedim;

Fernando Muslera: Geçen sene de çok başarılıydı ama Volkan da harika bir sezon geçirdiğinden ezeli rakip ile arada bu kadar büyük bir fark ortaya koyamamıştı. Bu sene kelimenin tam anlamıyla şampiyonluk kupasının bir ucundan o tuttu! Hem ligde hem de şampiyonlar liginde müthiş maçlar çıkardı. Daha önce de yazmıştım, Muslera şu an dünyanın en iyi sekiz, on kalecisinden biri. Elde en fazla bir sezon daha tutulabilir gibi görünüyor ama 15m€ civarı bir fiyattan aşağı giderse Galatasaray'lılar en az Ribery olayındaki kadar üzülmeli.

Gökhan Zan: Gökhan'ın her zaman ona biçilen değerden daha iyi bir futbolcu olduğunu düşünmüşümdür. Geldiğinden beri ne zaman görev verilse elinden gelenin en iyisini yaptı. Haftalarca yedek oturduktan sonra çıktığı ilk maçta sanki her hafta o oynuyormuş gibi sırıtmadı. Rotasyonda kullanılacak yerli bir stoper için bundan daha fazlasını beklemek yanlış olur.

Dany Nounkeu: Öyle fiziksel özellikleri var ki hangi spor dalıyla ilgilense onda başarılı olabilecekmiş gibi garip bir sporcu Dany.. İki mücadelede başa çıkamayacağı oyuncu yok. Ve Galatasaray'ın mevcut 3 stoperi arasında bence diğer ikisinden de bir adım önde. Şu gereksiz risk alma takıntısından kurtulabilse (umudu kesmek üzereyim) ve her sezon ortalama 2 golü basit hatayla yedirmese :) Avrupa seviyesinde bir stoper olabilirdi..

Semih Kaya: Görünmez kahraman. Genç yaşına rağmen sahip olduğu soğukkanlılığıyla gittikçe değerlenen bir oyuncu Semih. En büyük zaafı olan arkası dönük oynayan, vücudunu kullanan pivot santraforlar karşısında pozisyon almaktaki sıkıntıyı çalışarak geliştirebilirse çabukluğu ve cesaretiyle Galatasaray'ın yeni Bülent Korkmaz'ı olma yolunda daha hızlı ilerleyecektir.

Albert Riera: Eline kağıt kalem alıp kadro kurmayı seven taraftarlar olarak solbeke onun adını yazarken biraz tedirgin oluyoruz bu bir gerçek ama geri dörtlüde ayağı bu kadar temiz bir adam bulundurmak, oyunu geriden kurmak isteyen her takımın rüyasıdır. Bu yaştan sonra oyununu sertleştirmesini veya daha süratlenmesini beklemek hayal olacaktır fakat Riera çok zeki bir futbolcu ve ben özellikle kademeye giriş konusunda bu zekası sayesinde sezon genelinde ciddi bir problem yaşadığını hatırlamıyorum. Ondan çok daha iyi, "gerçek" bir sol bek bulamaz isek (kolay değil) ben seneye de onu orada izlemekten rahatsız olmayacağım.

Hakan Balta: Yabancı sınırına rağmen formayı Riera'ya kaptırması kötü bir sezon geçirdiğinin en güzel kanıtı. Aynen Gökhan Zan için yazdığım gibi onun da iyi bir yedek olduğunu belirterek geçelim..

Çağlar Birinci: Böyle ifadeler kullanmayı pek sevmiyorum ama maalesef şu an kadronun en işe yaramaz ismi ve tam olarak atıl vaziyette bekliyor. İlk fırsatta elden çıkarılacaktır.

Emmanuel Eboué: Gökhan Gönül ile birlikte lige fazla gelen iki sağ bekten biri. Ama geçen yıla göre daha kötü bir sezon geçirdi, lakayıt hareketleriyle beni bol bol sinirlendirdi. Dönüp bakıldığında bu seneye dair akıllarda Real Madrid'e attığı muhteşem golle kalacak.

Sabri Sarioğlu: Takımın gücüne pek bir katkısı yok, takımdan bugün ayrılsa herhangi bir güç kaybı yaşamayacaktır, en büyük avantajı taraftarın bu tip taraftar-oyunculara bayılıyor olması. Ben, gereksiz yere gerilim arttıran, adrenalini arttığında hiç bir şekilde sağlıklı düşünemeyen futbolculardan hoşlanmıyorum.

Felipe Melo: Geç form tuttu ama onun Selçuk'la kurduğu verimli ikiliyi bozmak, Alper'in onun yerini doldurabileceğini düşünmek çok büyük hata olur. Şu an transferde birinci öncelik onun bonservisini almak olmalı.

Selçuk İnan: Geçen seneki kadar çok frikik golü atmamış olabilir :) ama performansında en ufak bir düşme olmadı. Takımın oyun kurucusu ve en değerli futbolcularından biri.

Yekta Kurtuluş: Melo-Selçuk ikilisini iyi yedekledi. Görev verilen maçlarda iyi oynadı, iyi niyetli, sempatik bir futbolcu. Seneye Alper gelirse biraz daha arka planda kalabilir..

Hamit Altintop: Uyum sorunu yaşadı ve kötü bir sezon başlangıcı yaptı fakat özellikle 2. yarının başlangıcından itibaren hemen her maç takımın mücadele gücünde çok önemli bir unsurdu. Asistleriyle de Selçuk'tan bol bol rol çaldı. Hamit bu takımı takım yapan en önemli taşlardan biri..

Wesley Sneijder: İyi işleyen ve 4-4-2 oynayan bir takıma onu transfer etmek dünyanın neresinde olursa olsun büyük risktir. Can sıkıcı sakatlığı yüzünden tam anlamıyla adapte olamadı ama bir kaç kritik maçta kilidi açmakta başrol oynadı. Asıl sınavı önümüzdeki sene olacak, bu seneyi not almadan geçti diyelim.

Engin Baytar: Süper kupadaki  hareketinin cezasını çekti ve geçen yıla göre çok daha genişleyen kadroda doğru dürüst süre alamadan sezonu kapattı. O olay olmasa belki en azından Aydın kadar süre alabilir ve bu sevinç tablosunda o da olabilirdi. Onun da yazın takımdan ayrılması garanti.

Emre Çolak: Galatasaray taraftarının genç oyunculara karşı özel bir sempatisi vardır. Emre de alt yaş gruplarında çok dikkat çeken bir oyuncu olarak ve çok şey beklenerek A takıma geldi ama benim kendisinden üst sınıf bir futbolcu olacağına dair en ufak bir umudum yok.

Nordin Amrabat: Beklentileri karşıladığını söylemek imkansız ama özellikle Sneijder'ın gelişiyle sistemin 4-3-1-2 ye dönmesi onun ilk 11 'de yer bulma ihtimalini sıfırladı. Haliyle onu daha çok, sıkışan maçlarda kurtarıcı olarak oyuna girerken gördük. Çok kötü bir sezon geçirdiği söylenemez ama sadece ödenen bedel yüzünden değil, Amrabat gerçekten değerli bir oyuncu ve kulübede bulunması bile bir avantaj.

Aydin Yilmaz: Kadroda bulunması gereksiz. Fakat yine de Fatih hocanın onu önümüzdeki sene de kadrosunda görmek isteyeceğini tahmin ediyorum. Emre için yazdıklarım onun için de geçerli. Bu takımın genel kalitesinin 1 gömlek aşağısında ama kontra-atak oynayan bir Anadolu takımında değerli bir oyuncu olabilir.

Johan Elmander: Drogba'nın gelişiyle doğal olarak arka planda kaldı. Mücadelesiyle Galatasaray taraftarının her zaman kalbinin bir köşesinde ismi anılacaktır ama bu yaz takımdan ayrılacağını tahmin ediyorum.

Didier Drogba: Dünya gözüyle yaşayan bir efsaneyi Galatasaray formasıyla izleme şansına sahip olduk. Tek başına onun varlığı bile önümüzdeki sezonu sabırsızlıkla beklemek için yeterli bir sebep. Devre arası gelen başka bir oyuncunun takım üzerinde bundan daha büyük etki yaratabileceğini sanmıyorum.

Burak Yilmaz: Değişen hiçbir şey yok. Kral son 3 sezondur ligi canı istediği şekilde yönlendiriyor. Bu kadar rahat pozisyona giren bir santraforu uzun zamandır görmemiştik. Onu da Muslera gibi elde tutmak zor olacak.

Umut Bulut: 2-3 m€ civarında olduğu bilinen bonservisi mutlaka alınmalı. Yedek yerli santrafor için daha iyisini bulmak zor. Ayrıca ilk yarıdaki özel performansı ve golleri için ayrıca özel bir teşekkürü hakediyor. Aynen geçen sene Necati'de olduğu gibi bu sene de Umut esas oğlan olamadan şampiyonlukta büyük pay sahibi oldu.


Şampiyonlar liginde de büyük mutluluk yaşadığımız bu güzel sezon şimdi yeniden yerini transfer balonlarıyla dolu uzun bir yaz dönemine bırakacak.. Ligdeki alınabilecek yerli oyunculardan Galatasaray kadrosunda yer almayı hakedecek sadece 3 yerli oyuncu var: Onur Kıvrak, Alper Potuk ve Serdar Aziz. Dışarıdan yabancı oyuncu olarak ise belki bir stoper veya sol bek olabilir ama bence sadece Melo'nun bonservisi olmazsa olmaz durumunda..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...