28 Eylül 2012 Cuma

DARBE ~ "Orduspor:2-Galatasaray:0"


Kabul edelim Eboue hemen her maç, kendi ceza sahamız çevresinde soytarılık yaparken bir iki top kaptırıyordu, bugüne kadar bunlardan hiç gol yememiş olmamız sadece bir tesadüftü. Geçen yılki şampiyonluk maçında bile, rahatlıkla uzaklaştırabileceği iki topu sanki antremandaymış gibi kontrol etmeye çalışması yüzünden 2 ciddi tehlike yaşadığımızı net hatırlıyorum. Bugün ise değişiklik yaparak rakip yarı sahada saçmalama hakkını kullandı. Eboue çok iyi futbolcu, mevkisinde ligin en iyisi, hatta benim şu ana kadar GS formasıyla izlediğim en iyi sağ bek ama değil Eboue, Maicon olsan Cafu da olsan futbol ciddiyetini kaybedersen bir rezil olursun bir daha da toparlanamazsın. O pozisyonda normal bir futbolcu gibi topu içeri çıkarsan belki biz gol atacakken, sen kıçını rakibe dayayıp kendini yere attığın için dönen topta golü yiyen biz olduk. Fatih hoca eğer o poziyonu Eboue'ye on kere arka arkaya izletip utandırmazsa ona da yazıklar olsun.

Klişe olacak ama Orduspor gerçekten iyi mücadele etti. Sahayı çok iyi paylaştılar, topu ayağına alan her Galatasaray'lı futbolcuya anında 2 Orduspor'lu bastı. Cuper, top rakipteyken takım halinde nasıl savunma yapacaklarını oyunculara ezberletmiş. Hasan da Stancu da 4-4-2 için ideal forvetler. Savunmada orta sahayı 6 kişi tuttular. Gerçekten saygı duyulası işler yaptılar. Son 3 haftada rakiplerinin maçın hemen başlarında 10 kişi kalması beni biraz yanılttı. Bu kadar sert  durabileceklerini tahmin etmiyordum. Gerçi hem Selçuk hem de Melo bu kadar kötü oynarken Orduspor'la değil de bir gömlek altında başka bir rakiple oynasak bile kazanmamız zordu. Kötü oyuna rağmen yine de 4-5 net fırsat bulduk ama bence bugün şans da hakedenden yanaydı. Burak'ın son 2 senede izlediğim en kötü maçlarından biriydi.

Braga maçı öncesi çok güzel bir ders oldu. 5 haftada 4 puan fark akılları uçurmuş. Taraftar havalanabilir ama futbolcunun böyle bir hakkı yok. Hafta içi okudum Ümit Karan GS en yakın rakibine 15 puan fark atar falan demiş, matematikten ne kadar anlıyorsa sanırım o meşhur çantadaki paraları sayarken onu da unutmuş.. Ligin favorisi Galatasaray doğru ama her maç rakibin kadar mücadele etmezsen kalite farkını sahaya yansıtamazsın!

Son maçlardaki yükselen performansından sonra bugün Hamit'ten çok şey bekliyordum. Maçın hemen başında sakatlanıp çıkması bugün işlerin istediğimiz gibi gitmeyeceğinin bir işaretiydi. Umarım Braga maçında Hamit sahada olur. Yerine giren Aydın bugün kötü oynamadı aslında ama onun topla rakiplerin arasına dalıp çıkma veya çıkamamaya dayalı stili, bir ŞL maçı için tercih edilebilir değil.

Sona maçın adamını bıraktım. Hasan Kabze tek kelimeyle müthişti. Kendi attığı rövaşata zaten jeneriklik de asıl Stancu'ya attırdığı goldeki soğukkanlılığı klastı. Bize her maç atabilir farketmez Galatasaray'lılar onu Beşiktaşa İnönü'de attığı 2 golle gelen şampiyonlukla birlikte hatırlamaya devam edecek..


25 Eylül 2012 Salı

STSL İLK 5 HAFTANIN ARDINDAN SEZON SONU TAHMİNLERİ


Artık gelenekselleşen "5.hafta itibariyle sezon sonu tahminleri" yazı dizimizin 2. yılında tekrar beraberiz:) Geçen yılki yazı burada. Tahminlerin çoğunluğunda başarılı olduğumu görüyorum. Tek büyük yanılgım küme düşer dediğim Gençlerbirliği'nin 9. bitirmesi olmuş :)

Yine geçen yılki gibi "5 büyükler" harici 13 takımı mercek altına alacağım, 5 büyükleri ise ikinci bir yazıyla ayrıca değerlendireceğim.

Bu seneki değerlendirmelere (takımların belli bir sırası yok) ve lig sonu tahminlerime başlıyorum;

İstanbul Büyükşehir Belediye: Geçen sezon iyi para harcayıp kaliteli hücumcular aldılar ve karşılığını da hemen gördüler. Doğru olan, bu sezon da defansa aynı kalitede takviyeler yapılması ve hedefin biraz daha büyümesi idi. Beklenenin aksine sessiz bir transfer dönemi geçirildi. Müzmin sakat Hasagiç'in yerine Carvalhal'ın kefil olduğu Eduardo geldi ve şimdiden iyi bir kaleci olduğunu gösterdi. Bir de sol beke Portekiz 2. liginden vasat bir sağ bek aldılar. Stoperler yine büyük sorun ve buraya herhangi bir transfer düşünülmedi.  Görünen o ki bu sene de takımı Doka-Webo ikilisi taşıyacak ama (varsa) Avrupa hedefi yalan olur.
Kilit oyuncuları: Webo, Doka, Holmen.
Lig sonu tahminim: 6-10. arası

----------------------------------------------------------

Mersin İdman Yurdu: Nurullah hoca yine bol pas yapan, hücumcu bir takım kurmaya çalıştı ve yine takım çok yaşlı. Son anlardaki Culio transferi takımın gücünü ikiye katladı. Artık orta saha kanat oyuncularının performansı belirleyici olacak. Antep'de süre alamayan yaratıcı sol bek I.De Souza'ya sol açık olarak hakettiği şans verildi ve sağ kanat için de Yattara kumarı oynandı. Bu seviye için bir gömlek fazla oyun kurucusu Culio, emekçi golcüsü Nobre ve takımın bel kemiği görünmez kahramanı B.Yahia kilit oyuncuları ama bence ligin en iyi stoperlerinden olan Boum'a da değinmeden geçmeyelim. Lige kötü başladılar ve henüz galibiyetleri yok ama takım oturduktan sonra hızla yükselişe geçeceklerini ve yine son haftalara küme düşme stresi yaşamadan gireceklerini düşünüyorum. Son olarak Hakan Bayraktar ve Murat Erdoğan futbolu bırakalı 2-3 sene oldu Nurullah hocam dikkat! 
Kilit oyuncuları: Culio, B.Yahia, Nobre.
Lig sonu tahminim: 11-15. arası

----------------------------------------------------------

Orduspor: Ligin ne istediğini iyi bilen, en kaliteli takımlarından. İyi yolda oldukları aşikar. Fakat haftalar ilerledikçe yabancı sınırı başlarını çok ağrıtacak çünkü Türk oyuncu kaliteleri ligin altında. Pozisyon olarak da en zayıf yerleri merkezi orta saha. Nizamettin ve Şamil tek yönlü ve bence yetersiz futbolcular. Ali Çamdalı idare eder ama yanında bir Gosso mutlaka aranacaktır. Geçen sezonun en iyisi Gosso bu sene Quaresma-Baros benzeri bir bela olarak kaldı Orduspor'un başında. Takıma tam anlamıyla döndürülebilirse sınıf atlarlar. Yeni golcüleri Barral'ı beğendim. Çok çalışkan ve hareketli bir futbolcu bu sene 12-15 golü bulur.
Kilit oyuncuları: Barral, Monje, Umbides.
Lig sonu tahminim: 6-10. arası

----------------------------------------------------------


Eskişehirspor:  Marsilya'ya çarpıldıktan sonra yaşadıkları gereksiz şok ligin ilk haftalarına  yansıdı. Yönetim-taraftarın arası zaten hiç bir zaman iyi olmamıştı bu kez Ersun hoca da taraftarla karşı karşıyaya geldi ama beklediğimden erken toparlandılar. Necati transferi tam isabet oldu. Benim net hissetiğim ama hiç konuşulmayan bir sıkıntıları da Kamara'nın aşırı bencil oyunu ve arkadaşlarının ona olan tepkisi. Kamara gerçekten çok iyi bir futbolcu, Necati ile ortaklığa inanırsa hem kendisi hem de Eskişehir kazanır. Bu arada bitti denen Tello da adeta 3. baharını yaşıyor. Sakatlık nedeniyle şimdilik piyasa olmayan Alper seneye büyüklere transfer yapmak istiyorsa, döndüğünde geçen senenin de üzerine çıkması şart. Ediz'i hiç unutmayacağız, Allah rahmet eylesin...
Kilit oyuncuları: Necati, Alper, Kamara.
Lig sonu tahminim: 6-10. arası
----------------------------------------------------------

Antalyaspor: Ne oynadığı futboldan, ne de kadrosundan oldum olası zerre zevk alamadığım takımda bu senede değişen bir şey gözükmüyor. Yine son haftalarda küme düşme potasından güç bela kurtulmalarını bekliyorum. Yeni gol ayağı Diarra'yı da hiç beğenmedim. Futbolcuların tek başlarına takımları üzerine yaptıkları etkiye göre bir sıralama yapılacak olsa sanırım Tita-Antalyaspor ikilisi en tepelerde yer alır. Bu sene de takımın herşeyi o gözüküyor. İlave olarak geçen sene adını yeni yeni duyurmaya başlayan Emrah'dan bu sene mutlaka 5-6 gol + 5-6 asist gibi elle tutulur bir katkı bekliyorum artık.  
Kilit oyuncuları: Tita, Uğur İnceman, Aissati.
Lig sonu tahminim: 11-15. arası

----------------------------------------------------------

Akhisar Belediyespor: Süper lige yeni çıkan takımların pek izlemedikleri bir yol izlediler ve alt ligde başarılı olmuş takımı bozmadan aynı hocayla devam ediyorlar. Sırf bu bile insana sempatik geliyor. Ayrıca hocaları Hamza da çocukluk dönemimin en sevdiğim futbolcularından biridir. Birlikte oynamaya alışkın olmanın avantajıyla lige çok da iyi başladılar aslında ama maalesef kadro kalitesi gerçekten kötü. Benim açımdan ligde kalmaları mucize olur, en büyük düşme adayım Akhisar. Daha önce isimlerini bile duymadığım ve Akhisar sayesinde bu sene tanıdığım futbolculardan Güray, Sertan ve Ahmet Cebe'yi beğendim.
Kilit oyuncuları: Sertan, Bikoko, Oğuz.
Lig sonu tahminim: Küme düşer.

----------------------------------------------------------

Elazığspor: Ligin yeni ekibi Bülent Uygun'a güvenerek yola çıktı ki ona en son güvenenlerin hali ortada... Tam bir toplama takım. Yenilerden özellikle Zeegelaar'ı beğendim, Faubert bundan çok daha iyisini yapmalı. Tecrübeli futbolcuları var, belli sayıda gol garantili Tum da iyi transfer ama yetmez. Garip bir kariyer hikayesi olan dengesiz Amr Zaki'nin ne yapacağı belirleyici olacak. Benim tahminim ise geldikleri gibi gidecekleri yönünde.
Kilit oyuncuları: Tum, Faubert, Amr Zaki.
Lig sonu tahminim: Küme düşer.

----------------------------------------------------------

Gençlerbirliği: Geçen seneki performansıyla bana müthiş bir şok yaşatmışlardı, Fuat Çapa artık hangi takımı yönetirse yönetsin arkasından fazla atıp tutmam :) Kadro kalitesi olarak yine kulübün büyüklüğüne yakışmayacak durumdalar. Geçen sene parlattıklarını Trabzonspor toparladı, bu sene yenilerini çıkarmak zorundalar. Azofeifa takımın lideri ve Petroviç'ten yardım alabilmesi çok önemli. Santrafor Lekiç, Tum'un boşluğunu dolduramayacak gibi görünüyor. Sol bek Tosiç'i ise çok beğendim.
Kilit oyuncuları: Azofeifa, Petroviç, Hurşut.
Lig sonu tahminim: 11.-15. arası

----------------------------------------------------------

Kardemir Karabükspor: Skibbe ve transferler beklentiyi arttırmıştı ama berbat bir başlangıç yaptılar. Cernat, Mehmet Yıldız ve Shelton çok formsuz ki üçü birden böyle kötü oynarken Karabük'ün herhangi bir başarı göstermesi imkansız. Antalyaspor maçı şimdilik ilaç gibi geldi ama bana sezon sonundaki tablo kötü görünüyor. Lualua büyük hayal kırıklığı oldu.
Kilit oyuncuları: Cernat, Mehmet Yıldız, Shelton.
Lig sonu tahminim: Küme düşer.

----------------------------------------------------------

Kayserispor: Gençlere yatırım yapmaları hoşuma gidiyor. Şota'yı da çok seviyorum. Geçen yıl takımı taşıyan Amrabat ve Troisi'yi kaybettiler. Yerlerine gelen Ömer Bayram ve Mouche şimdilik o etkiyi yaratamadı. Yeni Cangele diye lanse edilen Cleyton yetenekli ama fazla yumuşak. Gençlerden Okay Yokuşlu'yu özellikle çok beğeniyorum umarım çok forma bulur ve kendini gösterir. Eski dost Bobo 20 gole yaklaşırsa şaşırmam..
Kilit oyuncuları: Bobo, Cleyton, Riveros.
Lig sonu tahminim: 11-15. arası

----------------------------------------------------------

Gaziantepspor: Geçen yıla göre en fazla kan kaybeden takım Antep bence. Defans hattı komple gitti (Ivan-Dany-Emre-Elyasa) ve yerleri de dolmadı. Orta sahada Sapara'nın boşluğu Ibricic ile doldu sayılır ama Popov'un boşluğunu Turgut Doğan Şahin ile doldurabileceğini sanmak tam anlamıyla bir hayal, kulübeleri çok zayıf. Blogu takip edenler Hikmet Karaman'a olan sevgimi bilir, devre arasına kadar sallanarak gideceklerini, devre arasında iyi transferler yaparak toparlanacaklarını düşünüyorum. Muhammet Demir bu sezon sakatlıklardan kurtulamadı ama ülkenin en büyük potansiyellerinden biri olduğu tartışılmaz. Bu arada Ibriçiç bu yazıda ismi geçen en iyi orta saha oyuncusu olabilir.
Kilit oyuncuları: Ibriçiç, Muhammet Demir, Karcemarskas.
Lig sonu tahminim: 11-15. arası

----------------------------------------------------------

Kasımpaşa: Alt ligden çıkan takımların bu kadar kuvvetli gelmesine pek alışık değiliz. Çok iyi bir kadro kuruldu. Herşey çok iyi giderken Metin Diyadin'i yollayarak bendeki tüm sempatilerini kaybettiler. Yeni çıktıkları ligde 2. sırada iken hocayı yollamak hak yemektir ve acısı yakın zamanda çıkacaktır. Transferlerden özellikle Djalma'yı ağzım açık seyrediyorum çok beğendim. Hem çok yetenekli hem de inanılmaz mücadele ediyor. Santrafor Uche de yeni Webo etkisini hemen yarattı. Son transfer Özer de tam bir tamamlayıcı oldu.
Kilit oyuncuları: Uche, Djalma, Ernst.
Lig sonu tahminim: 6-10. arası

----------------------------------------------------------

Sivasspor: Sivasspor artık belli bir güveni sağlamış, ligin güçlü takımlarından. Grosicki ile bazı sorunlar vardı, son hafta ilk 11 başladı şimdi ne durumdalar bilmiyorum ama sonucu takım için önemli olacak. Yenilerden Aatıf enteresan bir oyuncu. Bileklerine çok hakim, ama bazı pozisyonlarda öyle tercih hataları yapıyor o kadar basit ofsaytlara yakalanıyor ki insan şaşırıyor. Eneramo'yu çok beğeniyorum. Onun gibi tek başına takım bir futbolcunun yaz döneminde bonservisi elindeyken takım bulamamasına hala aklım ermiyor. Eğer Sivas'a geri dönmeseydi Rıza hocayı çok zor günler beklerdi.  
Kilit oyuncuları: Eneramo, Aatıf, Erman Kılıç.
Lig sonu tahminim: 6-10. arası

21 Eylül 2012 Cuma

KİM DÜŞSÜN? ~ "Karabükspor:1-0:Antalyaspor"



Akhisar ve Elazığspor'dan sonraki en büyük 2 düşme adayımın karşılaşmasını özellikle izlemek istedim. Tahmin edileceği gibi çok kötü maç oldu. İki takım da 70 dk. şöyle bir dolaştıktan sonra, son 20 dk. Karabükspor taraftarının desteğiyle yalandan az biraz bastırayım dedi ve son saniyede Ahmet İlhan'ın bireysel yeteneğiyle kazandırdığı gol ile hayati bir 3 puan aldı. Bu gol dışında Karabükspor'un tek pozisyonu yok. Tabi Antalyaspor'da da durum farklı değil, Janda'nın kaçırdığı net fırsat dışında onlarında pozisyonu yok. Maçın hakkı beraberlikti. Allah iki takımın da taraftarına sabır versin..

Yalan yok Antayaspor'un geçen sene düşmesini çok istedim. Futbolcuların ruhsuz halleri, varlığıyla yokluğu bir taraftarları ve anti-futbolu düstur edinmiş antipatik (bence) hocaları Mehmet Özdilek ile lige kattıkları hiçbir şey yoktu.

Bu seneye girerken bin tane transfer yapıldı, takım baştan aşağı yenilendi ve bir hava yakalandığı izlenimi vardı. Özellikle (her ne kadar kaybetseler de) Gençlerbirliği ve Kayserispor maçlarında oynadıkları hücum futbolu ile geçen seneden farklı şeyler gösterecek gibiydiler. Fakat sonraki (her ne kadar kazanasalar da) İBB ve GS maçlarındaki halleri maalesef geçen seneden de beterdi! Sanki iyileşti sanılan hastalık tekrar hortlamış gibiydi. Bugün görüntü biraz daha netleşti, hastalık tedaviye cevap vermedi.

Yine Tita tek silah, onu desteklesin diye alınan yabancılardan Diarra ayakta duramıyor, Aissati kadroya giremiyor, gol kaçırma makinesi dengesiz Isaac 'ten ise hiç bahsetmiyorum. Özellikle Diarra için Necati'nin yokluğunu doldurabileceği söyleniyordu ama 5 maç sonunda bizlere gösterdiği koca bir hiç. Çok çabuk değil, güçsüz, top saklayamıyor, etkili tek bir şut attığını da henüz göremedik. Belki erken ama Partizan'da yıllarca çok gol atmış bu futbolcunun bizim topraklarda başarılı olamayacağını düşünüyorum. Yerlilerden Emrah biraz daha üzerine koyarsa Tita'yı sadece o destekleyebilir, çünkü diğer yerli alternatif Mehmet Eren çoktan futbolu bırakmış.

Göbeğe alınan Çek Janda'nın top tekniği fena değil, pas oyununa yatkın gözüküyor ama çok yumuşak bir futbolcu. Tüm ikili mücadelelerde yerlerde süründü. Benzer özellikleri olan Uğur İnceman ile birlikte oynayacakları düşünüldüğünde haftalar ilerledikçe, göbeği daha sağlam tutabilmek adına  hoca yine İbrahim Dağaşan'a sarılacaktır. Rotasyonda da sıkıntıları var, santraforun yedeği Kayserispor'dan sopayla kovalanan (3 sene önce gösterdiği birkaç maçlık performans sayesinde ismi hala bilinen) Ömer Şişmanoğlu..

Stoperler Deniz ve Ziziç çok ağırlar, Emre Güngör'ün oynaması biraz da mecburiyetten ama o da Galatasaray günlerinden çok uzak. Çok sık konsantrasyon problemleri yaşıyor. Bugün (maçın bitmesine dakikalar kalmış da olsa) takımını 10 kişi bırakmasaydı, belki de Ahmet İlhan'ın o vuruşu yapma fırsatı hiç olmayacaktı..


Karabükspor'a geçelim...
Geçen sene hayran kaldığım taraftarları, bence isabetli yerli transferleri (Yiğit,A.İlhan,Selim) ve Skibbe etkisi ile Karabükspor'dan bu sene çok şey bekliyordum. Şu ana kadar yaşattıkları tam anlamıyla hayal kırıklığı. Bu maça kadar oynadıkları 4 maçın (Trabzonspor karşısındaki 2. yarı hariç) tamamında orta sahaları adeta bomboştu. Takımın üç silahşörleri Mehmet Yıldız, Shelton ve Cernat geçen seneki formlarından çok uzaktalar. Cernat bugün biraz kıpırdandı ama kondüsyon olarak hala yerlerde. Büyük umut bağlanan LuaLua da "güçsüz Shelton" çıkınca haliyle bu tablo yaşandı.

Kondüsyon problemleri ve üç silahşörlerin formsuzluğu kadar kötü gidişe bir diğer önemli etkenin de Skibbe'nin yanlış kadro tercihleri olduğunu düşünüyorum. Haftalardır denemeler sürüyor ama oturmuş herhangi bir pozisyon yok. Bugün sağ kanatta izlediğim Bertul Kocabaş çok genç bir futbolcu olduğu için ağır konuşmak istemiyorum ama Ahmet İlhan veya LuaLua 'nın ölüsü bile ondan faydalı olurdu. Nitekim oldu da. Bu iki oyuncu oyuna girdikten sonra 20 dk.lık bir kıpırdanma galibiyeti getirdi. Bu galibiyet ile takımda moraller düzelecek ve bir çıkış beklenecektir ama Karabükspor da bana hiç ışık vermedi.


19 Eylül 2012 Çarşamba

Fantezi Futbol'da Liderim

Bu fantezi futbol olayını oldum olası sevmişimdir. Bilmeyenler için kısaca "Fantezi Futbol, 18 STSL takımının futbolcularından yaratacağınız 11'in gerçek hayattaki performanslarına göre alacağınız puanlanların hesaplandığı, sanal teknik direktörlük oyunudur." şeklinde özetleyebiliriz. Tabii belli bir bütçeniz olduğunu ve aynı takımdan en fazla 3 oyuncu alınabildiği gibi çeşitli kurallar olduğunu söylememe gerek yok sanırım.

6-7 yıl önce oyun ilk moda olmaya başladığı zamanlarda pek çok sitede oynanırdı, hatta sezon sonunda bir tanesinin ödül olarak araba verdiğini bile hatırlıyorum :) Şimdi eskisi kadar moda değil ama fanatikleri hala büyük bir zevkle oynamaya devam ediyor.

Ben de her sezon başında kaçırır, birkaç hafta geçtikten sonra hatırladığımda "seneye kesin ilk haftadan itibaren katılıp sezon sonuna kadar oynayacağım" der dururdum fakat ilk kez geçen sezon oynamak kısmet oldu. Sporx 'in ki bence şu an en iyisi ve ben de orada oynayıp 18350 kişi arasında 54. olarak bitirmiştim oyunu.

Bu sene de aynı yerde "Haginin Koşanı" isimli takımımla oynuyorum ve 4. hafta itibariyle 6846 takım arasında 1. sıradayım :) Fırsat bu fırsat tarihe notumuzu düşelim de sene sonunda kaçıncı bitirmişiz bakarız tekrar.. 





16 Eylül 2012 Pazar

ANTALYASPOR:0-GS:4 ~ AMRABAT'IN YOLU


Benim için çok güzel bir futbol günü oldu :) Önce Kasımpaşa maçından güzel bir iddia kazandım, sonra da takımlarım Galatasaray ve Bursaspor farklı kazandılar...

Galatasaray'ın daha önce Antalyaspor'u bu kadar rahat yendiğini hiç hatırlamıyorum. Antalya defansının komple uyuması/Amrabat'ın uyanıklığı sayesinde erken gelen golünün hemen ardından yine Amrabat'ın, bütün yarı sahayı topla geçerek attığı güzel gol maçı zaten bitirmişti. Isaac Promise'nin (alışılmış) akılsız davranışı ise sadece 2. yarıyı tam bir hazırlık maçına çevirmeye yaradı.

Maçın yıldızı Amrabat'tı. Geçen hafta Bursaspor önünde de maçın kaderini o değiştirmişti. Transfer edilirken, Kayserispor'da "one man show" luğa vardırdığı futbol karakterinden vazgeçmesi bekleniyordu. Fakat bir taraftan da buradaki takım oyununa uyum sağlamak adına, bireysel yeteneğini kullanıp skoru değiştirebilecek, sorumluluk alan tarzından da taviz vermemesi gerekiyordu ki değerini koruyabilsin. Son 2 maç tam bu istenen kıvamdaydı! Mehmet Topuz gibi büyük takımda oynayabilmek için başkalaşım geçirip başka bir futbolcuya dönüşmesine gerek kalmamasına çok sevindim. Çünkü yetenekleri onu bu seviyede de taşımaya yeterli..

Cris ilk sınavından pek de zorlanmadan geçti. Aslında Promise-Diarra ve Tita 'dan oluşan üçlü, kağıt üzerinde bakıldığında zorlayıcı olabilir görünüyordu fakat maçın gidişatı süratlerini konuşturabilecekleri bu tarz pozisyonların oluşmasına izin vermedi.

Burak 2 yıldır sergilediği "süper kahraman" modeline devam ediyor. Oyuna girdiği gibi olağanüstü bir frikik golü attı. Golünden 5 dk. önce direkten topundaki kontrol ve vuruşu da en az frikiği kadar keyif verdi. Manchester önünde ilk 11 başlayabileceği konuşuluyor ama Elmander'in sakatlığı ciddi değilse ben yine sonradan gireceğini tahmin ediyorum.

Umut'un golündeki pozisyonda Burak'ın Amrabat'a bağırıp çağırdığını görünce bütün keyfim kaçmıştı ama Allah'tan maç bittiğinde çıkarlarken birbirlerine sarılmış halde gülüştüklerini gördüm de rahatladım. Bu iki karakter arasında çıkabilecek en ufak bir pürüz bile bizi çok olumsuz etkiler.!

Antalyaspor adına bu maç için söylenebilecek pek fazla şey yok. Sadece Ziziç ve Minev çok arandı mı bilmiyorum ama kesinlikle süper lig kalitesinde değiller. Bir de Hollanda futbolunu takip edenlerden Aissati ile ilgili çok iyi referanslar duyuyorum ama bugün açıkçası berbat bir devre oynadı. Eminim Mehmet hoca da (en azından bugünlük) onun için Emrah'ı kestiğine pişman olmuştur.

12 Eylül 2012 Çarşamba

40. Dünya Satranç Olimpiyatı

40. Dünya Satranç Olimpiyatı İstanbul WOW Otel 'de tamamlandı. 161 ülkeden 1500 ′ü aşkın sporcunun mücadele ettiği olimpiyatın şampiyonu ise Ermenistan oldu. Türk milli takımı, ev sahibi olmasına rağmen 150 takımın arasında 42.olarak büyük hayal kırıklığı yarattı. 

Sertab Erener'in mini bir konseri ile renk kattığı kapanış töreninde konuşan Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, İstanbul'da tarihi bir gün yaşandığını vurgulayarak, "Satranç çok önemli bir branş. Tabana yayılması, toplumla buluşması ve kucaklaşması yönünde çok ciddi gayretleri olan TSF 'nin aldığı kararları ve yaptığı uygulamaları yürekten destekliyoruz. Dünya Satranç Olimpiyatları'nın Türkiye'de yapılıyor olması büyük önem taşıyor" diye konuştu.

İlginç bir not ;  Dünya Satranç Olimpiyatı'nın İstanbul'da düzenlenmesi nedeniyle, şahının üzerinde normalde yer alan haç işaretinin yerine hilal bulunan özel bir satranç takımı üretilmişti. :)


 FİNAL SIRALAMA İLK ON:
1.
ErmenistanARM
2.
RusyaRUS
3.
UkraynaUKR
4.
ÇinCHN
5.
AmerikaUSA
6.
HollandaNED
7.
VietnamVIE
8.
RomanyaROU
9.
MacaristanHUN
10.
AzerbaycanAZE

Fabio Capello da olimpiyat ziyaretçileri arasındaydı.


4 Eylül 2012 Salı

35'lik Cris ve Cruzeiro 2003


Cris bu kadrodan GS-FB 'ye gelen 6. futbolcu oldu.

4-5 sene önce, bizim ligle iyice kafayı bozmamışken Avrupa futbolunu çok daha yakından takip ediyordum. O zamanlardan Lyon formasıyla net hatırladığım Cris, kuvvetli, çok çok sert, hava toplarına hakim, sürpriz goller atan ayağı düzgün gayet iyi bir stoperdi. 

Bu adam şimdi 35 yaşında.. Son yıllarda hiç takip etmedim, transfermarkt'tan baktığımda hala istikrarlı biçimde oynamaya devam ettiğini görüyorum. Geçen sezon 4'ü şampiyonlar liginde olmak üzere 25 maç 90 dk. oynamış. Bu sezon da 4. haftası geride kalan Fransa liginde ilk 2 maça ilk 11 çıktıktan sonra ufak bir sakatlık yaşamış ve sonraki 2 maçı kaçırmış.

Tecrübeli stoper iyidir evet ama bu kadar yaşlısının alınacağını da kimse tahmin etmiyordu. Ben Galatasaray'ın daha önce 35 yaşında bir futbolcu transfer ettiğini hatırlamıyorum.  Savunurken Ujfa'dan sadece bir yaş büyük deniyor ama akıllarda hep Ujfa'nın sezonun ilk yarısında oynadığı futbol var. Sezon sonundaki süper finalde dip yapması ve ardından bu sezon başındaki hali nedense hep es geçiliyor. İlk etapta Ujfa'nın yerine bahsi geçen isimlerden bazıları Chivu, Kolo Toure, Kjaer, Carvalho ve Diego idi ve açıkçası bu isimlerinin hepsini Cris'e tercih ederim.

Semih, Dany, Gökhan Zan.. Üçü de "özetle" iyi kesici ama dağınık, topu oyuna sokmada sıkıntısı olan oyuncular. Çok top çalışıyorlar, girdikleri ikili mücadelelerde büyük üstünlük kuruyorlar ama bu üçlüden özellikle ŞL için ideal bir ikili çıkarma ihtimali düşük görünüyordu. Bonservis ödenmeden, sadece bu yıllık idareten de olsa, tecrübeli bir isimle kadro takviye edildi. Yönetim bu sıkışık zamanda can havliyle büyük bir maddi külfete girmemeyi tercih etti, saygı duyuyorum.

Bakalım bekleyip göreceğiz..

1 Eylül 2012 Cumartesi

HAYATIMIN FİLMLERİ #27.A Fistful of Dollars#


27. A Fistful of Dollars (1964)
Yönetmen: Sergio Leone
Oyuncular: Clint Eastwood, Gian Maria Volonté, Marianne Koch
Imdb notu: 8.0

Hollywood 1960'ların ortasında, gittikçe bir başka çağın hantal ve eskimiş kalıntısı olarak görülmeye başlanan western 'lerden hayli sıkılmıştı. Elbette filmler sinema tarihinin temel öğeleri olarak kaldı ama zaman değişiyordu ve western 'lerin artık popüler sinemada sağlam bir yeri yok gibi görünüyordu. Oysa Sergio Leone farklı düşünüyordu. İtalyan yönetmen can çekişmekte olan bu türün yeniden keşfedilmek için yeterince olgunlaştığını hissetmişti. Çekimlerin İtalya'da yapılmasının yanı sıra bol kan nedeniyle spagetti western olarak adlandırılan filmlerinin kalıcı etkisi, onun haklı olduğunu kanıtladı!

Filmimiz "A fistful of dollars" Sergio Leone 'nin "For a few dollars more" ve "The good the bad and the ugly" 'den olusan spaghetti western üçlemesinin ilk ayağı. Clint Eastwood 'u sinemaya kazandiran film olarak da bilinir. Her ne kadar hemen herkes için üçlemenin zirvesi ve sinema tarihinin en meşhur western filmi "The good the bad and the ugly" olsa da, benim için "A fistful of dollars" bu filmlerin açık ara en iyisidir. Konusunun özgünlüğü, üçlemenin ilk filmi olmasi ve Clint 'i bize kazandırmasıyla  "Bir avuç dolar" 'ın yeri ayrıdır.


Akira Kurosawa 'nın yönettiği, kılıcıyla şiir yazan efsanevi aktör Toshiro Mifune 'nin başrolünü oynadığı "Yojimbo" filminin 1963 Noelindeki İtalya gösterimi oldukça renkli bir izleyici kitlesine ev sahipliği yapıyordu. Sergio Leone, Sergio Corbucci ve ilerleyen yıllarda Spaghetti Westernlere emekleriyle isimleri duyulacak pek çok önemli kişi filmin gösterimi için biraraya gelmişti. Bu grubu buluşturan ortak nokta, Leone 'ye uçurulan "bu filmi mutlaka izlemelisin" haberiydi. Nitekim Leone sinemadan çıktığında filmin westernleştirilmiş bir versiyonunu çekmeyi kafasına koymuştu bile...

Başrol için Eastwood 'dan önce Henry Fonda, James Coburn ve Charles Bronson gibi dev aktörlerle görüşülse de Leone'nin tercihi Eastwood olmuştu. Hatta sonradan Bronson 'ın, "Gördüğüm en boktan senaryoydu ama o zaman önemli olanın senaryo değil, filmi Leone 'nin yönetmesi olduğunu anlayamamıştım" dediği söylenir. Leone'ye neden Eastwood 'u seçtiği sorulduğunda, "Michelangelo 'ya yüzlerce mermer blok arasından sadece bir tanesini nasıl seçtiğini sorduklarında onun içinde Musa 'yı gördüğünü söylemiş. Bense Clint 'e baktığımda kayayı gördüm!" cevabını verir. "Clint patlamalar ve kurşunlar arasında bir uyurgezer gibi dolaşıyor, hiç değişmiyor, aynı mermer blok" şeklinde yanıt vermiştir.

O dönem kendisinden daha ünlü pek çok ismi geride bırakarak Leone 'nin başrolüne getirilen "Raw Hide" dizisinin sakin oyuncusunun zamanla bir mite dönüşerek diğer isimlerden çok daha başarılı bir anti kahraman olduğunu eklemek gerekiyor. Kabzası işlemeli silahı, panço ve jean 'den oluşan giyim stili ve en önemlisi karikatürize etmeye yatkın bir yüz şeklinin oluşu "Adsız adam" 'ı daha popüler bir karakter kılmıştır. Ayrıca Leone'nin bu ilk film için başrole düşündüğü kimler var ise gelecek filmlerinde bu isimleri başrolde oynatabilme şansına sahip olduğunu da görebiliyoruz.

Dolar Üçlemesi 'nin ilk ayağı sonraki yıllarda "Adsız Adam" lakabıyla bütünleşecek, anti kahraman Eastwood'a da şöhret ve yepyeni bir kariyerin yolunu açacaktı.  Bu kahraman, westernlerde yapıldığı zannedilen herşeyi ters yüz etmiştir. O zamana kadar John Wayne ve Garry Cooper gibi gelenekselleşmiş, olgun ve yaşlanmış kahraman mitinin karşısına genç, kurnaz ve iyi - kötü bir kahraman miti çıkmıştır. Üstelik bu anti kahramanın düşmanları emsallerine Amerikan westernlerinde rastlanılamayacak derecede kötü adamlardır.

Film İspanya 'nın güneyindeki Almeria 'da çekilmiştir. Hatta Eastwood filmi kabul etmesinin en önemli nedeninin İspanya'da film çekme fikri olduğunu söyler. Film, öylesine düşük bir bütçe ile çekilmiştir ki Eastwood California 'daki ikinci el bir mağazadan filmde giydiği kıyafetleri satın almıştır. Mesşhur pançosu ve bunun gibi aksesuarları hep kendi özel eşyalarıdır.

İlk gösterime girdiğinde hakettiği ilgiyi göremeyen film, 3 sene sonra Kurosawa 'nın filmi fikir hırsızlığı sebebiyle dava etmesinden sonra deyim yerindeyse aniden patlamıştır.  Leone dava sonunda, Kurosawa'ya filmin kazancından %15'lik bir pay artı yüzbin dolar vermeyi kabul eder. Kurosawa sonraları bu filmden, Yojimbo'dan daha fazla para kazandığını söyleyecektir.

YOJIMBO; 19.yüzyıl Japonya 'sının bir vahşi doğu hikayesidir. Filmin dayandığı hikaye, kıvrak zekası ve kılıcından başka hayatta hiçbir şeye güvenmeyen bir samurayın, ipek ve saki tüccarlarının kıyasıya mücadelesi altındaki bir kasabaya gelmesi ve mekanı tüm kötülerden arındırmasıdır. Kurosawa, temelinde Dashiell Hammett'in "Red Harvest" romanını esas almış, vahşi batıda geçen hikayeyi önce Japonlaştırmış ardından tüm dünyanın anlayacağı biçimde beyaz perdeye yansıtmıştır.

Yojimbo'nun hakları 1992 senesinde Hollywood tarafından satın alınıp "Last man standing" filmi yapıldı, hikaye 1920 'lerin Amerika 'sına adapte edilmişti ve başrolde Bruce Wills vardı. Hayatımın filmlerinde sıra A Fistful of Dollars 'ı yazmaya geldiğinde merak edip bu filmi de izleme şanssızlığını yaşadım :) Uyumamak için kendimi zor tuttum.


Leone'nin 200.000 $ gibi bir bütçeye malolan ve o zamana kadar westernlerde denenecek yeni bir şey kalmadığına dair yaygın inanışı yıkan filmi sadece Amerikan pazarında yaklaşık 11.000.000 $'lık bir gişe başarısına imza atmıştı. Filmin İspanya, Almanya, İtalya gibi diğer önemli ülkelerde de büyük bir başarıya sahip olması, hem yönetmenin daha ilerici bir kariyere devam etmesini hem de binlerce spaghetti western konulu çalışmanın ortaya çıkmasını sağlamıştır. Leone ender ve çoğunlukla basit diyaloglar tercih ederek, görüntüyü vurgulardı. Duygusal ifadeleri daha iyi aktarabilmek için aktörlerin yüzlerine bol bol yakın çekim yapmıştır ve bu daha sonra bir teknik olarak gelişmiştir. Buna rağmen bu filmde, purosu ve alaylı mizahıyla Eastwood, taşkın öfkesi ve tehditkar davranışlarıyla Gian Maria Volonté güçlü karakterler yaratmasını bildiler.

Gian Maria Volonté

Kötü adamlarını incelediğimizde, Leone'nin imzası haline gelen renkli göz ve kötülük birlikteliği göze çarpmaktadır. Leone kötülere özellikle ruh ve duygu kazandırmaya çalışmıştır. Filmin baş kötüsü Ramon Rojo rolündeki Gian Maria Volonte, Roma film akademisinden mezun, çok değerli bir aktördür. Seyircinin öfkeyi ve gerilimi hissedebildiği son bir hesaplaşmada Eastwood ile karşı karşıya gelecektir...

A Fistful of Dollars çekilene kadar Westernlerdeki kötü Meksikalı'nın Amerikan ordusundan küçük bir birliği makineli tüfek ile tararken sırıtması, Amerikan soyadlı bir aileyi anne dahil olmak üzere tüm fertleriyle öldürürken kahkahalar atması, seyircinin aklının ucundan dahi geçiremeyeceği durumlardı.

Filmin orjinalinde daha sonra gösterime girmeden filmden çıkarılan bir başlangıç sahnesi vardır. Bu sahnede ; Eastwood yani namı diğer "Adsız Adam" bir kalede tutukludur, bir gün cezaevi müdürü çağırır ve "Sınırın hemen ötesinde içki ve silah ticareti yapan iki kötü aile tarafından yönetilen bir kasaba var, seninse iki seçeneğin var. Ya bu delikte gebereceksin yada bu kasabaya gidip buraya çeki düzen vereceksin 60 gün vaktin var" der, "Bir katır ve silahın dışarda seni bekliyor, seçimini yap!"

Sergio Leone

Clint Eastwood'un önayak olduğu karakterlerin yüzleri tıpkı filmlerin çekildiği mekanlar gibi iklim şartlarından hırpalanmıştı. Leone'nin kusurlu kahramanları genellikle alçakça dövüşen, ilk ateş eden ve kendilerince belirledikleri bir adalet hissine sahip, sert ve başına buyruk haydutları. Leone, filmlerini sahne operaları gibi yöneten bir hayalperestti. Filmin müthiş müziklerini besteleyen Ennio Morricone ile kurduğu yönetmen-besteci işbirliği sinema tarihinin en verimli örneklerinden biridir. Filmin kadın karakteri, Spaghetti westernlerde boy göstermiş en güzel kadınlardan birisi olan Marianne Koch sanılanın aksine bir İtalyan değil, bir Alman oyuncudur.

Eastwood'un Unforgiven'i çekene kadar canlandırdığı tüm kovboy karakterlerinde Leone'li ilk filmin kahramanından esinlenmeler mevcuttur. Formül gayet basittir: Nerden geldiği genellikle bilinmeyen, az konuşan, sert bakan, silahı hızlı ve bileği güçlü bir cool adam. Ağzından düşürmediği yarım ve genellikle sönük purosu ve kimi zaman tükürmesi ise artık klasiktir.

Leone'nin filmin kısıtlı imkanları sebebiyle veremediği önemli bir detay bulunmaktadır: Nehirdeki katliam sahnesi dahil olmak üzere finalde Ramon'un ölüşü hariç neredeyse kan faktörü unutulmuştur!

"Bir Avuç Dolar", dünyanın hangi ülkesinde ele alınıyor olursa olsun, "Yeni başlayanlar için Spaghetti Western" konulu bir çalışmanın ilk satırını oluşturacaktır.


"Colt taşıyan bir adam Winchester taşıyan bir adamla karşılaştığında Colt taşıyan adam, ölü bir adamdır..."

 

Faydalandığım Kaynaklar:
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...