24 Aralık 2011 Cumartesi

İLK YARININ ALTIN ONBİRİ !


1-Muslera: Galatasaray'ın onu alabilmek için neden bu kadar çok uğraştığını herkese gösterdi. Asında lige pek de iyi başlamamıştı. Henüz ilk hafta İBB karşısında elinden kaçırdığı topla gelen gol ve hemen ardından 3.haftada Karabük önünde 10. dakikada kırmızı kart görerek takımının 2 puanına mal olması, acaba uyum sorunu uzun mu sürecek dedirtti ama sonraki 14 maçta neredeyse hatasız oynadı! Bir çok maçta durum 0-0 iken kurtardığı net pozisyonlarla Galatasaray'ın bu maçları kazanmasında başrol oynadı. Geçen sene aynı şekilde maç ortada giderken yenen saçma sapan gollerle Galatasaray dünyanın puanını kaybetmişti.

2-Dede: Transferini ilk duyduğumda, tüm kariyerini B.Dortmund gibi bir dünya devinde geçirmiş bir yıldızın Eskişehir'i pek sallamayacağını düşünmüştüm. Özellikle de bir bek oyuncusu olduğu için, ilerlemiş yaşın (33) sıkıntıları hissedilecektir dedim ama adeta dün futbola başlamış gibiydi,17 maçın tamamında 90 dakika oynadı! Sadece asli görevi savunmada değil, 2 gol ve 2 asistle hücumda da eski performansından bir şey kaybetmediğini ispatladı. Diego ile Eskişehirspor defansının çehresini değiştirdiler adeta. Umarım Skibbe'nin ayrılığı onu olumsuz etkilemez.

3-Egemen: Geçen sezonun ilk yarısının altın onbirindeki yerini koruyan iki futbolcudan biri Egemen oldu. Trabzonspor'daki formunu aynen devam ettirdi ve beni hiç yanıltmadı.

4-Eboue: Futbol'un "f" sinden haberi olmadan Sabri'yi aşağılayan cahillerden olmadım hiçbir zaman ama bu adam bana aslında yıllardır nasıl da aza tamah ettiğimizi öğretti.

5-Ujfalusi: Avrupa ve Türkiye ligleri arasındaki kalite farkını yüzümüze çarpan bir diğer performans örneği daha. Aynen Dede gibi yıllarını Avrupa devlerinde geçirmiş, 33 yaşında muhtemelen son transferini yaparak geldiği takımda büyük iş başardı. Top tekniğiyle sivrilmiş bir defans oyuncusu olmamasına rağmen, topu oyuna sokarkenki basitliğinin güzelliği dikkat çekti. Liderlik vasfı her maç kendini tekrar tekrar gösterdi. Tüm bunlar olmasa bile Semih'e geçen emeği yüzünden bile Galatasaray taraftarı onu başının üstünde taşımalı.

6-C.Baroni: Sanırım birisi bana sezon başında, ilk yarının altın onbirine onu alacağımı söylese, hayatta inanmazdım. Fakat lig ikincisi Fenerbahçe'nin tartışmasız en yararlı adamıydı. 4 kritik gol attı. Alıştığımızın aksine hücumda çok fazla sorumluluk aldı ve başarılı oldu. Her ne kadar 2. yarı eski silik haline döneceğini tahmin etsem de sezarın hakkını sezar'a veriyorum forma onun.

7-Melo: Selçuk ile ikisi arasında biraz kararsız kaldım ama Melo defansif yararı açısından bir adım önde olmasına rağmen, ofansta da Selçuk'tan aşağı kalmadı. Aynen C.Baroni gibi 4 önemli golle takımına kritik puanlar kazandırdı. Takımı müthiş sahiplendi. Zaman zaman anlık konsantrasyon hataları yapsa da, topun ayağına bu kadar çok yakıştığı bir ön libero daha görmedi bu tribünler. Yeni Galatasaray'ın takım halinde yansıttığı hırsın anahtar ismi o.

8-Amrabat: Sanırım bu kadronun en özel yetenekli adamı Amrabat. Özellikle Beşiktaş karşısındaki oyunu Quaresma'ya bile ilham verdi. Cangele'nin yokluğunda sazı eline aldı ve sonuç: 3 gol 6 asist. Bazen şahsi oyunu abartması göz tırmalasa da süper bir yetenek olduğu açık. Hemen Galatasaray ile adı anılmaya başladı ama gerçekleşeceğini sanmıyorum. Bu arada bu kadro için rakibi Grosicki idi ama onda karar verirken çok da zorlanmadım.

9-Burak: Vee assolist yine sahnede :) Geçen sene de ilk yarının en değerli oyuncusuydu 9 gol atmıştı, bu sene sayıyı 16'ya taşıdı. Seneye sanırım 25 'i filan deneyecek:) Düşüşe geçmesini dört gözle bekleyenler tam umutlanmıştı ki kapanışı hat-trickle yaparak kulakları çekti. Ben de Holosko ve Gökhan Ünal için bu adamın üzerine para verseydim bu performansı kolay hazmedemezdim sanırım. Devam Burak...

10-Elmander: Koşan santrafor modeline  olarak son yıllarda Umut'un, Nobre'nin filan beceriksizliklerini bile kabullenmişken, Hakan Şükür'ün gençlik yıllarındaki dinamizmi, 30 yaşındaki bu İsveç'lide tekrar seyretmek çok ilginç oldu! Her maç herkesten 1km. daha fazla koşuyor üstelik diğer ismi geçenlerin aksine kale önünde de ne yapması gerektiğini biliyor.

11-Webo: Flaş başlangıcın ardından aynen takımı gibi onun da kapanışı sessiz oldu. Yine de  bu kadroya girmeyi fazlasıyla hakettiğini düşünüyorum. Alıştığımız yırtıcı ama savruk siyahi forvetlerin tam tersine nadir bulunan "klas" forvet modelinin iki temsilcisinden biri (Herve Tum ile beraber). O ikinci yarı da gollerine devam edecektir ama takımının düşüşü sürecek bence.

8 yorum:

  1. hocam afedersin ama yuh artık diyecem. en fanatik fenerli bile şu 11'e baroni'yi koymaz, selçuk'u koyar.

    YanıtlaSil
  2. @ahmet serdar: Ligin liderinden 6 adam, sadece 2 puan arkasındaki ikincisinden 0 adam olmalıydı diyorsun yani??

    YanıtlaSil
  3. Ligin 2. olan takımdan alınabilecek tek adam STOCH dur! gerisi faso fisodur ,Ahmet serdara katılıyorum Baroni mi ? :))

    YanıtlaSil
  4. @Nihat Onur: Ben bu şekil giyinirim bu kadın bu şekil giyinir bu şekil.

    YanıtlaSil
  5. kardeşim sen 5 gol 6 asistli selçuk'u almayıp baroniyi alıyosan, kusura bakma 1. den 10 adam da alsan farketmez.

    YanıtlaSil
  6. @ahmet serdar: Way arkadaş Selçuk düşmanı muamelesi yapmayın adama.

    YanıtlaSil
  7. Ama harbiden Selçuk dururken Baroni de kim ya,arkadaşın dediği gibi f 7 liye git sor o bile almaz...Ve diğer Nihat arkadaşın dediği gibi f7 den bi oyuncu yazılacaksa kesinlikle Stoch olmalıdır...

    YanıtlaSil
  8. Baroni bırak ilk 11 e girmeyi yedek kadro da yazılsa ona bile alınmayacak ruhsuz yetenekleri sınırlı bir f7 lidir..Ama Stoch ilk 11 e alınabilir ona itirazım olmaz

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...