14 Mayıs 2011 Cumartesi

HAYATIMIN FİLMLERİ #37.The Prestige#


37. The Prestige (2006)
Yönetmen: Christopher Nolan
Oyuncular: Christian Bale, Hugh Jackman, Scarlett Johansson 
Imdb notu: 8.4

Şaheser... Gerçekten müthiş bir film.
Hemen her başarılı film, hayranlarının yanında mutlaka sevmeyenlere de sahiptir ama ben bu filmi izleyip de beğenmeyen tek bir kişiyle bile henüz tanışmadım! Sırf bu anormal istatistiki bilgi bile nasıl bir filmle karşı karşıya olduğumuzu en güzel şekilde anlatıyor.

Hikayemiz yüzyılın başında hızla değişmekte olan Londra'da, sihirbazların günümüz sinema veya müzik yıldızları gibi çok ünlü oldukları bir devirde geçiyor. Biri işin şov kısmını kusursuz sergileyen (Hugh Jackman) bir şovmen, diğeri ise müthiş fikirlerini şovun içine yedirme yeteneğinden biraz yoksun ama yaratıcılıkta sınır tanımayan bir dahi (Christian Bale) olan iki sihirbaz arkadaşı izliyoruz. En büyük gösterileri esnasında yaşadıkları bir facia ile yolları ayrılıyor. Böylece tüm hayatları boyunca sürdürecekleri müthiş bir rekabet, hatta daha da öte geçen bir can düşmanlığı başlıyor.

Her Christopher Nolan filminde olduğu gibi yine muazzam bir kurguya sahip, uyarlanması imkansız denen bir kitabın, kendisinden çok daha başarılı olmuş, müthiş bir uyarlamasını seyrediyoruz!

Filmimiz sık sık, aynı sene çekilen ve benzer şekilde sihirbazlık temasını işleyen “The Illusionist”  ile karıştırılsada/kıyaslansada, bence kıyaslanmak bir kenara, isimlerinin beraber anılması bile bu filme yapılmış büyük bir ayıp olur. 


Filmin en garip yanı da tarihte pek fazla anlatılmayan Tesla ve Edison ilişkisine değinmesi. Hatta aralarında ölümcül bir rekabet olan iki hırslı sihirbazın hikayesinden ziyade filmi, "Nikola Tesla'nın bilimi, zengin sanayi patronlarının değil insanlığın hizmetine sunma çabalarını, baskı ve manipülasyon ile bastırmaya çalışan Thomas Edison'un hikâyesini anlatıyor" diye tanımlarsak çokta yanlış yapmış sayılmayız.

Tesla rolü için, müzik ikonu David Bowie’yi nasıl ikna ettiğini Nolan şöyle anlatıyor: "Tesla'yı oynaması için aklımda olan tek kişi oydu. Rolünün fonksiyonu ufak olsada inanılmaz karizmatik ve belirgin bir  etkisi var. Bu rol için film yıldızı olmayan birisini istedim. O yüzden New York'a onunla tanışmaya gittim ve ona bu rolü oynamak zorunda olduğunu, aklımda bu rolü istediğim gibi oynayabilecek başka birisi olmadığını söyledim. Hemen cevap verdi. David, neyi nasıl isteyip istemediği konusunda çok net bir insan."

The Prestige, defalarca zevkle izlenebilecek filmler sıralamasının zirvesinde tek başına durmayı hakediyor.

"Are you watching closely?"


Önceki Filmlerim: 38.Jerry Maguire , 39.Duvara Karşı , 40.The Ring ,

5 yorum:

  1. Bu filmin ilk yarısı bittiğinde filmden acaip sıkılmıştım ve o an bu filmi seçen arkadaşıma bayağı bir saydırmıştım. Aradan sonra içeri dönüp filmin geri kalanını izledikçe benim favorilerim arasına girdi. Final desen zaten bombaydı.

    YanıtlaSil
  2. Filmi sevmeyene rastlamadım dedim ama en azından ilk yarısını sevmeyen birini tanımış oldum:)

    YanıtlaSil
  3. on yılın filmi :) uzunca bir bekleyişten sonra nihayet Prestij yazısını bu sayfalarda okuyabildik. defalarca izlediğim filmi bu yazıyı okuduktan sonra tekrardan izlemek istedim desem yalan olmaz.

    YanıtlaSil
  4. The Illusionist filmi ile karşılaştırılmasına karşıyım. Şu yönden karşıyım, Back to The Future filmi ile The Time Traveler's Wife (Kopyala yapıştır evet.) filmini karşılaştırmak gibi bişey olur bu. İki filmde de ilüzyon ve gizem var diye hemen damga ve karşılaştırma yapmamızın aptal bir fikir olduğunu düşünüyorum.

    Tekrar seyredilmesi gereken filmlerden biri olduğu konusunda hak veriyorum. Her seyrettiğinde yeni bir ayrıntı bulup "aa" sesi çıkarmana yol açan bi' film.

    YanıtlaSil
  5. Harika bir filmdi. Oyunculuklar da şahneydi. Benim adamımsa Michael Caine.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...