23 Ekim 2012 Salı

HAYATIMIN FİLMLERİ #25.Bin-jip#


25. Bin-jip (2004)
Yönetmen: Kim Ki-duk
Oyuncular: Lee Seung-yeon , Lee Hyun-kyoon , Kwon Hyuk-ho
Imdb notu: 8.0

Beni tekrar Kore sinemasına inandıran, müthiş yönetmen Kim Ki-duk'u keşfetmemi sağlayan, en güzel şiirlerden daha güzel, şiir gibi bir film.  

Tae-suk (Lee Hyun-kyoon) orjinal bir fikir yardımıyla sahiplerinin şehir dışında olduğunu anladığı boş evlere girer. Amacı hırsızlık yapmak değil ev sahipleri dönene dek evleri "ödünç almaktır". Bu izinsiz misafirliğini telafi için de evdeki önemsiz işleri halleder. Örneğin kirli çamaşırları yıkar, bozuk müzik setlerini veya saatleri tamir eder, hatta çürümekte olan bir ölüyü gömer! Son olarak girdiği lüks bir evde acil yardıma ihtiyaç duyan bir şey bulur. Yaralı, darbe almış bir bedene ve ruha sahip, dikkat çekici bir güzellikte (belli ki aile içi şiddet kurbanı olan) bir ev sahibi. Evde unutulmuş bitkileri nasıl suluyorsa dikkatle, ağır ağır ve şefkatle bu ıstırap çeken zarif kadına yardım eder. Nasıl mı? Zorba kocaya bir golf sopası ve yarım düzine golf topu yardımıyla iyi nişanlanmış atışlar yaparak...    


Yönetmenliğe 1996'da, 36 yaşında başlayan Kim Ki-duk, filmlerinde düşle gerçeğin birbirine çarpıp eridiği sınırı resmetmeyi tercih ediyor. Başrol oyuncularının hiç konuşmadığı, alt yazıların neredeyse olmadığı, her gün yaşanılan evlerde geçen, duyguların alabildiğine güzel bir görsellikle anlatıldığı harika bir film.

Filmin müziği ise muhteşem. Fas'lı şarkıcı Natacha Atlas'ın eşsiz yorumuyla "Gafsa" , tüm film boyunca konuşmaların yerini alarak, konuşarak anlatılamayacak duyguları izleyiciye bire bir geçirmeyi başarıyor. Ayrıca bir Kore filminde Arap şarkısı dinlemek de insana tuhaf bir hoşluk hissettiriyor.

Filmde çok fazla simgesel anlatım var. Özellikle golf topları ve golf sopaları bütün film boyunca hep şiddet için kullanılan araçlar ve tüm şiddet nesnelerinin bir sembolü. İlk sahnede heykele doğru atılan topun önündeki file güzelliğin korunmasını temsil ediyor. Adamın golf topunu bağlayarak yaptığı vuruşlar şiddetin kontrol altında tutulmasını, kızın topun önüne geçtiği zaman vurmaması ise kontrol edilemeyen şiddetin oluşturabileceği sınırsız kötü sonuçları anlatıyor! Nitekim o kötü sonuçlardan birini filmde de göreceğiz... 



Türkçe'ye "Boş ev" olarak çevrilen filmin adı, İngilizce'ye ise nedendir bilinmez "3-Iron" olarak çevrilmiş. Bilmeyenler için 3-Iron'ın en sert, en uzağa yapılmak istenen atışlarda kullanılan bir gol sopası tipi olduğunu belirtelim. Filmde ayrıca golfün Kore'nin neredeyse milli sporu olduğunu da öğreniyoruz. 

Uzak doğu sinemasına karşı ön yargılı olanların bile görmezden gelemeyeceği film, izleyiciye her şeye karşı güçlü bir “kayıtsızlık” kazandığını hissettiriyor.

Yönetmen, tamamen gerçek, sıradan, kanlı canlı yaşayan karakterleri ele alıyor, ancak izlediklerinizin bir rüya veya hayal olup olmadığına emin olamadığınız bir finalle bize veda ediyor. Finalde birbiriyle kucaklaşmış iki sevgili bir baskülde ağırlıksızlar. Filmin bazı hayranları bu sahneyi, ikilinin yaşadıklarının hayalden ibaret olduğu şeklinde yorumlamış. Ben ise yönetmenin aslında, toplam ağırlığın baskülün maksimumuna eşit olmasını kullanarak, birbirlerini tamamlamalarını böyle anlatmayı seçtiğini ve izleyiciye istediği şekilde düşünmek için açık kapı bıraktığını düşünüyorum. Kısacası filme çok yüksek sesli bir suskunluk hakim!

"Hepimiz birer boş eviz, taa ki birisi kilidimizi kırıncaya kadar..."


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...