28 Ağustos 2010 Cumartesi

SALT


Pazartesinin 30 ağustosa denk gelmesinin yarattığı "3 günlük yatış öncesi cuması" şöyle bi sinema yapayım istedim. Film de öle pek kafa yormasın, hoplamalı zıplamalı bişey olsun, aksın gitsin diye bakınırken (Jolie ablanında etkisiyle tamam) Salt'ı izlemeye karar verdim.

Pek bişey beklemediğimden mi ne filmin başı oldukça hoşuma gitti, yaşlı rus ajanın sorgulanma sahnesindeki başarılı oyunculuğu aklıma Inglorious Bastards'ın başındaki nazi subayının köylüleri evlerinde sorguladığı sahneyi getirdi ve öle olunca da "vayy be fena film diil galiba sadece Jolie'nin kıçını başını göstermek için çekmemiş olabilirler" diye düşündüm haliyle..
Ama iyi oyunculuk izleme zevkimiz maalesef filmin kalanında da sadece bu abi (Daniel Olbrychski) ile kısıtlı kaldı.

Klişe kavramının sınırlarını aşan Amerika/Rusya çekişmesi, tek tuşla patlayacak nükleer silahların son saniyede önlenmesi geyiği, vs.. Aşırı aksiyon ağırlıklı bir film olmuş, bariz bir şekilde kadından Jason Bourne yapmaya girişilmiş ama olmuş mu dersen ı-ıh olmamış! Sahneler gerçekçilikten çok uzak. Angelina ablanın dövüş sahnelerinde rezillik çıkmasın diye kamerayla fazla hızlı hareketler var buda izleyiciyi rahatsız ediyor.

Filmin, kahramanın masum olup olmadığı bilinmeden ilerlemesi, çok yakın geçmişte gösterimde olan "from paris with love" daki esas oğlanın sevgilisinin durumuyla birebir aynı, iki film pek çok açıdan benzeşiyor ama Salt bazı sahnelerine gösterilen özen sayesinde birazcık daha iyi diyebilirim.

İzlemezseniz hiç bir şey kaybetmezsiniz, izlerseniz de sinema sanatı adına hiçbir yenilik veya orjinallik göremezsiniz ama canınız sıkılmadan eğlenceli zaman geçirmek için uygun.

Benim notum : 7.2

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...