4 Eylül 2010 Cumartesi

MİLLİ TAKIM KADROMUZ VE GELECEĞİMİZ ÜZERİNE...

Yıllardır Türk futbolunun en sorunlu bölgeleri kaleci ve stoperlerdi. Sonunda kaleci konusunda rahatladık. Rüştü'den bayrağı teslim alan ve yıllardır doğru düzgün bir alternatifi olmayan Volkan, artık eskisi gibi çok fazla döküp saçmadan işini iyi yapıyor. 29 yaşındaki Volkan'ın yokluğunda gözümüzün arkada kalmayacağı tecrübeli Hakan Arıkan'da 28 yaşında.

Ama asıl olay başka.. Önümüzdeki 10-15 yılı kurtardık! İkiside 22 yaşında olan Onur Kıvrak ve Cenk Gönen'den bahsediyorum. Onur daha şimdiden milli formayı hakkıyla giymeye başladı bile. Geçen sezonun yıldızıydı bu sezona da aynı form düzeyinde başladı. Hepimizde Cenk sanki dünkü çocuk, Onur ise yılların kalecisi algısı var ama aynı yaştalar. Rüştü, Volkan'a formayı biraz gecikmeyle vermişti çünkü Volkan henüz yeni yontuluyordu. Ama bu iki genç en geç 2 sene içinde formyı alacak bizde yaşlanıp futbolu yemek yerken özetlerden izlediğimiz yaşlara gelene dek Milli takımda kaleci problemi diye bir şey duymayacağız.

Stoper problemimiz ise biraz daha derin. Benim jenerasyon Alpay-Bülent ikilisinden başka iyi bir ikili izlemedi. (Allah'tan bugünkü konumuz bu iki adamın topu oyuna sokma becerileri değil:)) Onlardan sonra yıllar geçti ama son dönemde banko oynatılan tek adam bildiğin Servet! Benim için milli takımımızda güvenip formayı vereceğim tek stoper İ.Toraman. Gelin onun yanına isim bulmak için aklımıza gelen tüm isimleri bir çırpıda sayalım: Servet, Ömer, Gökhan Zannn, Emre Güngörr eeeee ööö hmm evett saydım... bitti...

Evet bu tam ağlanacak bir durum ama milli takımı oluşturan havuzumuz diğer pozisyonlar için bundan çok daha geniş değil ki! Rıdvan dün yine "Belçika kim yaa grubu 1. bitiremezsek başarısızlıktır" falan diyordu. Tabiki hedef en azından 2.lik ama gelin bu maç için çağrılan kadroya, mevcut diğer aday adaylarını da ekleyelim ve milli takım havuzumuza bir bakalım:

Sol bek konusuna bir önceki yazıda, stoper konusuna da az önce değindik. Oralarda durum iç açıcı değil.

Sağ bek: Gökhan Gönül, Sabri ve çağrılmayan Ali Tandoğan : En sorunsuz mevkilerimizden.

Defansif orta saha: Emre, Aurelio, Hamit, Nuri Şahin, Selçuk İnan, Mehmet Topal, Selçuk Şahin ve çağrılmayan Necip : Bence bu mevkide de Avupa'nın en sorunsuz takımlarından biriyiz. Şuan Aurelio,Emre ve Hamit üçlüsü beraber oynuyor. Sisteme göre 2 veye 3 tanesini kullanıyoruz. Aurelio en geride, önlerinde solda Emre, sağda Hamit oynuyor. Yaşlananan Aurelio'nun yerine oynayabilecek Mehmet Topal'ın Valencia'da futbolunu çok geliştirmesi lazım. Kaptığı topları olumlu kullanma konusunda bu işin membası İspanya'da kendisine yeni şeyler katmalı. Bu mevkide gümbür gümbür gelen birde Necip var tabi. Hamit ve Emre benzeri çift yönlü orta saha oyunculuğuna, varisleri Nuri en güzel örneklerden.

Ofansif orta saha: Arda, Tuncay, Kazım, Özer, Mehmet Topuz, çağrılmayan Volkan Şen ve Ozan İpek : İşte burda işler biraz karışık. Artık Sergen, Tümer, Yıldıray hatta Hasan Şaş gibi her an maçı çevirebilecek süperstarlarımız yok. Bu işleri yapabileck tek adamımız Arda. Ama diğer hücumcuların kim olacağı ve nasıl dizileceği tam bir muamma, örneğin dünkü maça solda Nihat'ın başlaması bana çok garip geldi.

Forvet: Mevlüt, Sercan, Semih, Halil, Nihat : Tek santrafor oynuyoruz ve burada benim favorim Mevlüt. Sercan süper bir yetenek ama ideal bir tek forvet oyuncusu değil. Semih'e bu konuda hala bir süre daha güvenebiliriz. Halil'i pek tutmuyorum, benim gözümde Avrupa'dan sağlam bir altyapı eğitimi almış vasat bir forvetten ötesi değil.

Benim kafamdaki takımda sakat olmadıkları sürece forması %100 garanti 3 adam var: Arda Turan, Gökhan Gönül ve Hamit Altıntop. Kalemiz de artık sağlam. Kalan 7 formanın sahibi tamamen belirsiz. Umarım Hiddink ya mevcut adaylardan en yüksek performansı almayı başarır yada henüz bu satırlarda isimleri geçmemiş genç yetenekleri bize kazandırabilir.

Teknik direktörlük çok zor bir iş, takıma yüzde kaç etki edebildiği gibi bitmeyen tartışmalar var, benim gözümde çok kabaca da olsa kulüp hocasının farklı 3 ana işi var:

1- İhtiyacı olan mevkilere uygun oyuncular belirleyip, kulübün ayırdığı bütçeye oranlayarak, onlardan bir kısmını, ihtiyaç sırana göre kadrona kattırabilmek için yöneticilerle mücadele etmek!...
2- Toparladığın bu kadrodaki adamların 0-100 puan arası olan oyun potansiyellerinden, gerek onları oynatacağın pozisyon seçimin, gerek seçtiğin ilk 11, gerekse maç içindeki oyuncu değişikliği tercihlerin ile her maç için ayrı ayrı, toplamda en yüksek rakamı elde etmeye çalışmak!
3- Bence en zoru ise bu. Futbolcu diye bilinen bu "insan"ların psikolojik yönetimi.

Milli takım hocalığında ise sadece 1. madde değişiyor, kulüp hocalığından farklı olarak bir adam bulup onu aldırmaya çalışmıyorsun, sana belli bir grup gösteriyorlar, onların içinden bütçe hesabı falan yapmadan istediğini seçiyorsun! :)
Hiddink yıllardır milli takım yöneticiliğinde bu 1 ve 2 nolu maddeleri mükemmele yakın uyguladı. Ama şuana kadar milli takımımızda öne çıkan yanı 3. madde performansı oldu. Kazakistan maçı için stadyum girişinde, aranmak istenen futbolcularımızın önüne kalkan olup tek tek hepsini içeri alana kadar orayı terketmemesi çok hoşuma gitti.

1 yorum:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...