23 Ekim 2010 Cumartesi

Derbi öncesi artık uykularım kaçmıyor...

Futbol, ezeli rekabet, kavga, gürültü, Hagi, Rijkaard ... hepsi bol bol konuşuldu, konuşulacakta ama sabah sabah okuduğum bir yazıda hala gözlerim doluyorsa, bu saydıklarımızdan çok daha önemli şeyler olduğunu unutmamak gerek. Fenerbahçe- Galatasaray maçları... hepimizin babasıyla, bu maçlarla ilgili pekçok anısı yok mudur?

my.sporx.com'dan smkoray nickli arkadaşın yazısını aynen paylaşıyorum:

42 yaşındayım... 5 yaşımdan beri - sevgili babamın da teşvikiyle - bir Galatasaray'lı olarak futbolu takip ediyorum...

70'li yılların ortası toprak kenarları seyrek çimenli İnönü stadyumu, Fatih Terim, Gökmen, B. Mehmet, siyah-beyaz TV ekranından seyrettiğim İngiltere Federasyon Kupası finalleri...
80'li yıllar ve Derwall'li dönemler, hiç yaşamadığım şampiyonluk sevinci, Neuchatel, Monaco maçları...

90'lı yıllar, Şampiyonlar Ligi, Hagi, Hakan Şükür, Emre, Okan, Suat ve diğerleri...
2000 senesi belki de hayatımın en mutlu günleri...
Ve çok da iç açıcı olmasa da üç şampiyonlukla geçen 10 sene...

Futbol artık çok değişti ve sahada oynayanlar artık sadece futbolcu değil, onlar artık dolar milyonerleri... Stadyumlar da şekil değiştiriyor birer birer... VIP localar, kombine kartlar, bar ve restauranlarla full service... Seyirciler de haliyle daha farklılaşmakta...

Ama benim için değişmeyen ve ölene kadar aynı kalacak tek heyecan var: Bir Fenerbahçe maçı... Nedenini elbette açıklayamam ama ister şans ister başka bir etken sarı-lacivertlilere karşı genelde başarısız performans gösteriyoruz. Tıpkı bugünlerdeki gibi 70'li yıllarda da Fenerbahçe'ye devamlı yenildiğimiz bir dönemi hayal meyal hatırlıyorum... Gerçi sonraki yıllarda durumu eşitlemiştik... Ama son senelerde ezeli rakibimize karşı yine kötü sonuçlar almaya başladık...
1992'de Frankfurt'u eleyip 3 gün sonra ASY'de yenilişimizi mi saysam, 2000 senesindeki garip oyunu mu? Elbette çok da mutlu ayrıldığımız bir çok maçı da hatırlıyorum... Kadıköy'de 10 kişi 4-1'lik maç mesela...

Ama çocukluk ve gençlik yıllarımda FB maçları öncesi hiç uyuyamadığım ve maçla ilgili rüyalar görerek geçen geceleri şimdi çok özlüyorum... O zaman babamın sağlığı yerindeydi, tüm hafta boyunca maçı konuşur, sonra maç günü beraberce stada gider ve kalp çarpıntısından tezahüratı bile duymadığımız oyunu adeta yaşardık... Ne güzel günlermiş... İnönü'de yarı yarıya bölünmüş tribünler karşısında oynanan maçları bugünün genç taraftarlarının yaşamasını isterdim...

Babam şimdi alzheimer hastası... Stada gidemiyoruz... Ama evde maçları kaçırmıyoruz yine de... Eskisi gibi oyunu yaşayamıyor... Çünkü hastalığı yüzünden dış dünyaya pek tepki veremiyor... Tek istisna yine FB maçları... Genelde yeniliyoruz ama babamın sinirlenmesini görmek bile mutlu ediyor beni, zira yenildiğimiz maçtan sonraki kızgınlığı, içinde bazı şeylerin ölmediğinin ispatı belki de... Merak ediyorum eğer kazanırsak neler hissedecek?
Sözün özü, güzel bir derbimiz var... Kavga ve küfürle ziyan etmektense zevkini çıkarmaya bakalım...

2 yorum:

  1. Fenerbahçelileşmemeliyiz!

    Daha önce zor durumlarda GS galibiyeti alıp günü kurtaran FB gibi yapıp sorunların üzerini kapatmamalıyız! 10 yıllık serinin bozulması bizi kaf dağına çıkartmamalı, sorunları masaya yatırmalı ve geleceğe sağlam adımlar atabilmeliyiz.

    www.sonvagon.blogspot.com

    YanıtlaSil
  2. *owner: Tabiki.. Kaf dağına çıkmak için bir 10 yıllık galibiyet serisi de bizim yakalamamız lazım.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...